Sen kimsin peki?
Teninin içinde kaç kişisin?
Kaç eski benlik, kaç unutulmuş an, kaç pişmanlık, kaç zafer? Kaç ruh…
Kaçıncı düşüşün bu?
Ve her seferinde kalkarken hangi benliğin sana el uzatıyor?
Kahveni yudumlarken o kahvenin içinde kaç yaşanmışlığını düşünüyorsun…
Tek başına dolaşıp fakat içindeki kalabalıkla nasıl dengeliyorsun kendini.
Sen yalnız değilsin ki… Tek başınasın kalabalığın ile…
Kimi zaman bir çocuk sesi fısıldıyor, kimi zaman yorgun bir yetişkinin iç çekişi…
Kim kaldırıyor seni ayağa? İçindeki hangi sen? Çocuk olan mı, inatla hayal kuran? Yoksa pes etmeyen, yaralarını gururla taşıyan yetişkin mi?
Asıl soru şu: Bu yalnızlık mı gerçekten, yoksa en derin sohbetin içinde misin?
Bazen geceleri uyumadan önce,
İçindeki kalabalıkla göz göze geliyorsun.
Gözlerini kapatıyorsun ama içeride göz göze geldiğin
o kalabalık hala suskun değil.
Ve sen, gecenin içinde,yalnız bir bedenin içinde, kendi içinde yankılanan binlerce sesle uykuya dalmaya çalışıyorsun…
Yorum bırakın